Varoluşun ilk nüveleri yüzeyde sanatçının eliyle biçimlenirken bir tür semavi kütleler seçilmiş renklerle harmanlanıp kompozisyonun unsurlarını oluşturuyor. Dikdörtgen, daire, kare formlu olumlar perspektifin öne çekildiği düz yüzeylerin köşe kenarlarını sınırlarken resimde eşzamanlı tekrarların temelini kuruyor. Sanki ilk maddenin biçim alışı gibi ya da bu biçim alışın bir kesiti gibi ya da ilk ışığın nesneyi aydınlatması gibi öne çıkıyor ve yaradılışın ceninlerine dönüyor. Sanatçının yüzeyde konik yumurtamsı unsurlardan oluşan salt göndermesiz, benzersiz, gölgesiz, sıra dışı formları bir Aureol betimini andırarak tüm tuvale belli dengelerle yerleşerek; geometri dışı alanlara yeni bir nesne anlayışının özünü temsil ediyor. Mithat Şen’in gerçeklik anlayışı: parçalara ayrılmış benzeş öğelerin bir arada bir aynada kırılmışçasına karşıdan yansıyan varlık parçalarını bütüne teslim eden bir hamleyle açığa çıkıyor. Mikro yaradılış düzeyinin gizil formları, bize yabancı gibi gözüken bir anlık şeylerin biçim alışları sanatçı tarafından yüzeyde dondurularak kompozisyonun başat estetik elemanları oluyor. Amorf bir dil kullanan sanatçı için ne geometrik bir kompozisyon önem taşıyor ne de klasik estetiğin kuralları. Onun için en önemli an, varoluşun gizil kaygan her an şekil değiştiren mutlak olmayan biçimlerinin ışık renkleriyle donatılması ve yüzeyde mutlaklaştırılması. Dış dünyanın piramidal yapısındaki karışık görünümün ayıklanması, netleşmesi sanatçının ilk hedeflerini belirliyor. Yalın bir dile varmak ancak böylesine hamleler ve frekanslarla belirleniyor ve o da bunu gerçekleştirirken ağır başlı renklerin eşliğinde planlara ulaşılıyor. Kaos adı verilen durum aşılarak maddenin ilk haline, ilk yoğunluğuna yolculuk başlıyor. Doğulu bilgin Kadri’nin bir tebliğinde ifade ettiği gibi ‘Dünya gibi ortamlarda görülen düzensizlik’; düzendeki büyük karakterleri değerlendirmek üzere Mithat Şen tarafından ele alınıyor ve yüzeyde pekiştirilerek ilerlenen yolda merkeze doğru bir yolculuk başlıyor. Kare, üçgen, dikdörtgen gibi mutlak cevherlerden yola çıkan sanatçı; yaradılışın dört temel unsurunun dört temel geometrik forma denk düştüğünü biliyor.

Kare yeryüzünü, temele oturmuş alemi temsil ederken üçgen göğü temsil eder. Üçgen, üç boyutlu alemde en kusursuz biçim olan kürenin gölgesi ve yansımasıdır. Daire, köşeleri olmayan mutlak bir biçimdir. Başı sonu yoktur. Noktanın eşitlik içinde yayılmış şeklidir. Daire; tamlığın, ayrımsızlığın, homojenliğin, periyodik hareketlerin zamanın ve savunmanın sembolüdür. Başımızın üzerinde dolanan kozmik nesnelerin eliptik yörüngeleri çeşitli çaplardaki daire yaylarından oluşmuştur. Mısır Anana papirüsünde ‘Sonsuzda son yoktur ve sonsuz bir dairedir, eğer yaşıyorsak bu sonsuza dek sürer’ denilmektedir. Buradan hareketle Mithat şen estetiğinde geometrik olarak algılanan yamuğumsu formlar yaradılışın tüm bu cevherlerine resim yoluyla yeni bir formun katılması anlamına geliyor. Sanatçının ileri sürdüğü spiralimsi formlar belki de yaratıcı ruh tarafından kendisine üflenmiş bir güç bir bilgidir. Işık ve zamana karşı önerilen bu yeni formlar sanatçı tarafından betimlenirken determinatif yol geride bırakılıyor.

20. yy. başlarında Picasso’nun klasik tuvalde perspektif anlayışını tümüyle altüst edip tuvalde perspektifi ön planına çekişiyle başlayan karşıt ifadeler / contrasting forms /sanat ifadesinde çağdaş dile geçişin ilk adımlarıdır. Picasso ve Braque’ın resimsel formları bütünüyle dünyanın yeni bir imgesini ileri sürüyordu. Belli bir soyutlamayla ileri sürülen bu estetik tavır görünür dünyanın imgeleri yerine, kaynağını daha çok artistik ve kendi içinde yaratılan görsel dünyadan almaktaydı. Yanı sıra aynı zaman aralığında Kandinsky ile başlayan soyut ifadeler artık başka bir algı yolunun başladığı haberini veriyordu. Bu perspektiften, yeni sanat ifadeleri duygusal ve zekasal motiflerin yoğunlaşması ve olgunlaşmasıyla edinilen bir yöntemi haberliyordu. Mithat Şen estetiğinde varlığını açık bir dille sürdüren bireysel strateji; bize şu mesajı verir; dünyasal kaotik düğümleri açıp saf olana ulaşabilmenin dilini olgunlaştırma hamleleri önemlidir. Çünkü bizler kendi evrenimiz olan karmaşık kozmik bir matrisin parçalarıyız. Bu karmaşayı kendi özel geometrisiyle saflaştıran sanatçı zaman çizgileri içinden bize en net ve en saf dili önermektedir. Sonsuzluğun içindeki zaman çizgilerinden ilk nüvenin değerini ortaya çıkarmak üzere atılan adımlar sanatçıyı eşzamanlı olasılıklara taşır. Mithat Şen; bizi şimdiye dek hipnotize eden formları yıkarak ilerler ve dolayısıyla bildik tanıdık geometrik formlara / daire ve kare dışında / doğal olarak karşı çıkmaktadır. Öte yandan renklerin kozmik tonlarına yüz vermeden ışık analizleriyle tablosunu kendi renk skalasıyla donatır. Ölü ağaç yeşili, dağ kırmızısı, boşluk siyahı ve meta renkler hareket alanını açar. İlk çağlardan ayak izleri, atomun yapısındaki hücrelerin süptil formu, ceninlerin yapılanması bu renklerle karışıp kutbiyetsiz bölgeyi oluşturur. Sanatçı cismin en uzak sınırlarında dolaşmaktadır. Duyum, yansıma, iç gözlem yöntemiyle mutlakların sayısız çokluğuna karşı göz göre göre saf biçimleri savunur. Sonsuzluk ritimlerinin tohumlandığı evrenimizde her şey dönmektedir. Gökcisimlerinin, gezegenlerin dönüşleri sırasında muazzam ışık akışları, kesişmeler, ışıklı cisimlerin bazen bir noktadan içeriye doğru çökmüş görüntüsünü oluşturur ve sonra birden kaybolur. Dönmeyen ama döndüren merkez Mithat Şen tuvalinde birden görünür hale gelir, ilk nüve, ilk hareket ettirici koyu mor-bordo dalga boyuyla daha da pekişir. Bu aşamada sanatçı mutlaklardan yola çıkarak mutlağa karşı estetik isyanını dillendirmektedir. Mithat Şen bir tür estetik diyagram ileri sürerken insanüstü aşamaya daha henüz ulaşmadığımızı dolayısıyla mutlak biçimlerin asıl parçalarının / glifler / sıradan insan algısının çok üzerinde bulunduğunu bize hatırlatmaktadır. Gerçekte Mithat Şen estetiğinin tüm öğeleri evrensel bir eleştirinin estetik formlarından başka bir şey değildir. Yanı sıra geometrik düzen tuvalde aşkın bir hale gelirken artık geometrik göstergenin açık dili geride bırakılıp yapısalcı bir anlayış gündeme taşınmaktadır.