Mithat Şen estetik hamleleri varoluş ya da dış gerçekliği makro düzeyden mikro düzeye çekerken yüzeyde öte bir dile ulaşır. Bu en Az’a doğru ilerleyen bir dildir Sanatçı tarafından başlatılan yüzeydeki bu girişim gerçekliğe yeni bir gerçeklik katmak hedefmdedir. Böylece; sanatçının karşısında duranın, algı boyutlarını zorlamasıyla ‘Güzelliğin Engin Krallığı’ birden bire yıkılır. Tuval yüzeyi bir aracı olarak bizi uyarmaktadır ve şöyle konuşur; özne nesne ayrımına son verilmelidir. Bu motto sanat ifadesinde; akim, bilincine vardığı her şeye özdeş olarak kendini yakaladığı bir kavrayış biçimidir.’ Buradan hareketle Mithat Şen; yüzeyde gerçekleştirdiği canlandırmaları/ üç boyutlu ifadede bağımsızlığını ilan etmektedir. Bu aşamada doğal güzel dışlanmış yerine oranları sanatçı tarafından belirlenen yeni bir güzel anlayışı sahneye çıkmıştır. Sanatçı Yeni güzel’i ileri sürerken, doğal güzel her açıdan aşılması gereken bir engeldir de. Burada bir inkar yoktur olsa olsa sadece varoluş boyutunu en aza indirgeme hedefi vardır.

Gerçekte doğanın ortaya koyduğu oranlar, renkler, boyutlar, denge; yüksek zekanın bir ürünüdür. Sanatçı için ise görünen doğanın dışına taşmak, doğanın gizil güçlerinden dem vurmak, mikro evrenin bazı verilerini yüzeyde betimlemek, düğümleri açarak netleştirmek,temeldeki saklı geometriyi ortaya çıkarmak önemlidir. Bir tür matematik ve gizil geometrinin üstadı gibi davranır. Dünyada bulunmanın kipliliğini estetikte bulunmanın kipliliğiyle yer değiştirmeyi önerir bize. Bir Mithat Şen yapıtının, ona bakanla diyaloğa girmesi aykırı bir konuşmayı çağrıştırır.Ancak bu konuşma hemen başlayan bir diyalog değil zamansızlık katmanlarıyla kurulacak ilişkide ortaya çıkan bir ses düzenidir.Ayrıca bu diyalog sonsuzda dek sürmelidir.

Mithat Şen estetik imgeleri; dünyanın sürekli kendini tekrar etme arketipini; önce suje-objeyi silerek kurar, sonra da tekrarların, çoğalmaların,artmaların modelini sabitler. Böylece ‘Akıl ile akıl olmayan şey arasındaki çelişkiler’, karşıtlıklar, duygu ve duygu olmayan şey arasındaki zıtlıklar, algı ve algı olmayan şey arasındaki yanılgılar sanat diliyle aşılır. Bu dünyadan yola çıkarak başka bir dünyaya ulaşma kipi ya da yapıtta ulaştığı farklı-zamanlılığı ( diyakronisini) ustaca yakalayan biri olarak tüm tuvallerinde ölümsüzlüğün nüvelerine çağrıda bulunur. İlk oluşumlar,ilk hücreler,ilk atomlar,ilk plazma ve ilk arketiplerin renki sterotipleri sanki bir Nagual’m yol göstericiliğinde tuvalde yerlerini alırken sanatçı taze bir dile ulaşmanın dinginliğini yaşamaktadır.